Yatak Yarası


Yatak yarası, sürekli yatmak zorundaki hastaların kabusudur. Hastanın kemik çıkıntısı bulunan vücut bölgelerinde zamanla deri tahriş olur ve yara oluşur. Korunmak için hastanın vücudunun hiç ıslak bırakılmaması gerekiyor. Beş yaşın altındakiler ve 65 yaşın üstündekiler risk grubunda yer alıyor.Hareket kısıtlılığı nedeniyle zamanını yatarak geçiren bireyleri bekleyen önemli sağlık sorunlarından birini “yatak yarası” oluşturuyor. Yatak yarası, kemik çıkıntısı bulunan vücut kısımlarında görülen deri ve derialtı doku hasarı olarak tanımlanıyor.

Acıbadem Hastanesi Bakırköy Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan, bu konuda şu bilgileri veriyor:
“Risk grubunu; hareket kısıtlığı, duyu kusuru, şuur kaybı, akut, damar rahatsızlığı ve kronik hastalığı bulunan kişiler oluşturur. Yaş da aynı zamanda bir risk faktörü teşkil eder. 65 yaş üzeri ve 5 yaş altındakiler risk taşır.”

Yatak yarasının zamanında fark edilmesi bedensel hasarı önlemede önemli rol oynuyor. Dr. Okan, yatak yarasının oluşumunu şöyle anlatıyor:
“Yaranın gelişmesi bir basamak zinciri takip eder. Önce kemik çıkıntısı olan bölgelerde basınç artışı olur. Basınç artışı, kılcal damarlarda tıkaç oluşumuna yol açar. Basıncın yoğunluğu ve süresi yatak yarası oluşması konusunda etkin rol oynar. Bu gelişmeler sonucu, doku beslenemez ve yaralar oluşur. Sürtünme, yatak yarası oluşumunu kolaylaştıran diğer bir etmendir. Sürtünmeyle beslenemeyen yüzeysel deri birbirinden ayrılır.”

İdrar, ter, dışkı gibi, tahriş edici özelliğe sahip vücut salgıları yatak yarasının ilerlemesine sebep oluyor.
Nasıl önlenir?

Yatak yarasının önlenmesinde öncelikli kuralın, deri gözlemi olduğunu belirten Acıbadem Hastanesi Bakırköy Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan, bunun hastalar tarafından düzenli ve sık olarak yapılması gerektiğine işaret ederek şu önerilerde bulunuyor :

”Tekerlekli sandalye kullanan kişiler ya ayna yardımıyla ya da başkalarına cilt kontrolü yaptırmalıdırlar. Hastaların yatış ve oturuş pozisyonu sık sık değişmelidir. Sürekli aynı pozisyonda bulunulması, yatak yarasından sorumlu en önemli etmendir. Sürekli oturan kişilerin, yatak yarasına yakalanma riski fazladır. Oturma koltukları, cihazlar yaraların gelişimini önleyecek tarzda olmalıdır. Fizyoterapistlerden yardım alınmalıdır. Bir bölgede yatak yarası oluşmuşsa, o bölgede ikinci defa yara oluşma riski yüksektir.”

Yatak yarası oluşumunda vitamin ve mineral eksikliği de rol oynuyor. Bu nedenle hastaya vitamin ve mineral takviyesi yapılması gerekiyor. Ayrıca, hastanın cildinin ıslak kalmaması, ter, idrar ve dışkının hassas bölgeyle temas etmemesinin sağlanması önem taşıyor.

Cilt ıslaklığının önemini vurgulayan Dr. Okan, bu hususta “Cilt temizliği tahriş etmeyen malzemelerle yapılmalı, cilt sıcak suyla yıkanmamalıdır, kurulanmamalıdır” diyor.

Nasıl tedavi edilir?
Acıbadem Hastanesi Bakırköy Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan, yatak yarasının kendini, kızarıklık, ısı artışı, sertlik ve ödemle belli edeceğine dikkat çekiyor. Dokuda hasar başladığında, ısı artışı soğukluğa kendini bırakıyor. İleri durumlarda mavi-mor renk farkı, su toplaması gözleniyor. Yara oluşmaya başladıktan sonra öncelikle nekrotik dokuların uzaklaştırılması bu dokuyu ortadan kaldıracak preparatlar kullanılması gerekiyor.
Dr. Okan; “İnfeksiyon gelişmişse, antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. Yara, kurutmayan preparatlarla temizlenmelidir. Yeni yara oluşumunu önlemek için sık pozisyon değişimi yapılmalıdır” tavsiyesinde bulunuyor.

Risk grubundaki kişilerde, yatak yarasının multidisipliner bir yaklaşımla tedavi edilebileceğini söyleyen Dr. Okan: “Dermatologlar, plastik cerrahlar, fizyoterapist, hemşireler bu takımı oluşturmaktadır. Harici uygulamadan cevap alınamayan, derin yatak yaralarında cerrahi tedavi uygulanmaktadır. Sürekli oturan, hareket etmeyen kişilerde yatak yaraları dışında, tahriş ekzemaları, mantar infeksiyonlar sık gözlenir.” diyor.

Acıbadem Hastanesi Bakırköy Dermatoloji
Uzmanı Dr. Gökhan Okan